Erkek Gecikmedi ve Hemen ‘sahne aldı’!

‘erkeklik’ ne kadar ‘iyi’ kategorisinde sınıflandırılırsak sınıflandırılalım-özelliklebu kategoriye mensup erkeklerde-  bir yerlerimizden fışkırıveriyor.

Bir dakika kardeşim ifşa mifşa iyi de, bize sordun mu? Kimi ifşa edebilirsin, neyi ifşa edebilirsin, ne zaman ifşa edebilirsin, ifşa ettin de karşı tarafta yaratacağı sorunları, duygu durumlarını, nelerle karşı karşıya kalabileceklerini hesaba kattın mı, adam karısı çocukları karşısında, işvereni karşısında ne duruma düşecek biliyor musun, adamı işsiz bırakmak mı amacın? Adam flört ediyor, kur yapıyor olamaz mı? Bak adam ne kıymetli adam eserler vermiş, üretiyor. Yetinmiyoruz, hüküm veriyoruz; bu senin yaptığın linçtir. Eline idam ipini almışsın, olur mu?

Kadının sözünü kaptık mı? Kapabildik. Sahneyi kaptık. Ayar veriyoruz. Kadın neler yaşamış onca sene, ne tür travmatik sonuçlar, ne tür ruh halleri yaşamış, umurumuzda mı! Bu saldırganlık işini, kariyerini, insanlarla, partneriyle, çocuklarıyla ilişkilerini nasıl etkilemiş umurumuzda mı! Hem nereden bileceğiz cinsel tasallut karşısında kendini banyoya kilitlemek zorunda kalmanın ne demek olduğunu, nereden bileceğiz telefonumuza birbiri peşi sıra düşen taciz mesajlarının yarattığı etkiyi!

Biz cinsel tasallut karşısında kendimizi banyoya kapatmak zorunda kalmadık ki. Otobüste, işyerinde, orada burada bacaklarımıza, kalçamıza ellenilmedi ki. İşyerinde terfi almanın neleri gerektirdiğini  kadınlar kadar ve onlar gibi deneyimledik mi! Hayır. Ve dolayısıyla bu maruz kalınan saldırganlığı ifşa etmenin ne kadar zor olduğu konusunda en ufak bir fikrimiz yok ki.

Meydanlarda toplanıyorsun, patriarkaya karşı çıkıyorsun, sloganlar, pankartlar, internet sitelerin var. Tamam. Ama bu işi şahsileştirmek de nedir! Adam seni beğenmiş, senden hoşlanmış, bunu da ifade etmiş olamaz mı? Hem bugüne kadar neredeydin?

Bak gördün mü, yayınevleri, meslek örgütleri hemen tutum alıp tavır koydular. Bu koşullarda adam yazamazsa, çizemezse, yontamazsa, film çekemezse ne olacak? Nelerden mahrum kalacağız, düşündün mü?

‘O kadar da değil sen de abarttın mı’ diyorsunuz. Hiç öyle değil. Olsa olsa son günlerde taciz ifşalarına ve kadın isyanına karşı özellikle ve çoğunlukla erkeklerin tepkilerinin perde arkasına sızmış olabilirim, ancak. Erkek histerik bir şekilde kadın tepkilerinin, isyanının bile belirleyicisi olma konumundan taviz vermiyor. Böyle bir ihtimal belirdiğinde erkeklik zaptedilemez hale geliyor. Ve önce inceden inceden, sonra bilindik ayar verme aşamasına geçiliyor.

Sanıyor musunuz ki, bu tepkiler, ‘yahu bu adamların eserleriyle kişiliklerini ayırt etmemiz gerekmez mi’ şeklinde anlamlı olabilecek bir tartışmayı hedefliyor. Ya da bu ifşaatlar adama yeniden kendini sağaltıp dönüştürebilmesine imkan verecek bir açık kapı bırakma düzeyinde kalmalı gibi bir iyi niyet taşıyor. Hayır, erkek erkekliğini yapıyor ve kadınlara sınır çizmeye çalışıyor. Ama boşa çaba! Kadın isyanı ve bilinci artık öyle bir aşamadaki, bu ayar verme, sınır çizme çabaları etki etmiyor.

Görünen o ki ve her gün bunu yeniden ve yeniden deneyimliyoruz ki, ‘erkekliğimizle’ baş etme, ondan özgürleşme çabası daha işin başında ve zor. Belli ki, önce dinlemeyi bilmek, anlamaya çalışmak empati yapma yetisi kazanmak gibi oldukça geri(!) bir noktadan işe başlamak zorundayız, biz erkekler. Erkeklik krizde. Kadın isyanı ve kitleselleşmesi karşısında afallamış durumda. Korunma refleksi gösteriyor, erkekliğin en ilkel biçimleriyle. Bu yol yol değil, kendimize dönmeli ve acilen erkekliğimizi masaya yatırmalıyız. Yoksa başımız belada, emin olun.

Cengizhan Güngör